Modern Şiir
Nisan 1, 2010
1909’da İtalyan şair Marinetti, fütürizmin Manifestosunu yayımlar. Bildiri daha sonra Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinde etkili olur ve Rusya’ya sıçrar. Mayakovski, Burlink, Klebnikov, Krunoçki imzalarıyla Rus Fütürizminin manifestosu yayınlanır.
Ekim Devrimi, Rus Fütüristlerinin kendi iç devrimlerine de ışık tutmuş ve Marinetti’nin tersine, teknolojiye duyulan hayranlığı sosyalazmin üretim ilişkileri yararına geliştirilmiştir.
Marinetti’nin bildirisi gelişen teknolojinin koşutundaki yaşamın şiire yansımasıdır. Makineye duyulan tutku dile getirilirken: “Bacalarından tüten duman iplikleriyle bulutlara asılmış fabrikalar; serüvenci transatlantikler; raylar üzerinde eşinen ve borudan dizginleriyle şahlanan çelik atlar; pervanelerinden bayrak hışırtısına benzeyen gürültüleriyle aeroplar” ve buna benzer ne varsa Marinetti’nin ideolojik bombalarıdır. Kısacası Marinetti faşizmin saflarında yer alarak insanı nesnelleştirmiştir. “Kitapları ateşe vermekten, müzeleri su baskınlarına bırakmaktan” söz ediyor ve böylece geçmiş ve insanlığın o güne değin oluşturduğu kültürü vandal bir çoşkuyla yerlebir ediyordu.
Buraya bir not düşeyim, aslında bir ironi: Genç Fütüristler, 1914´de “dünya için tek tedavi” dedikleri savaşa hevesle atladılar. İki yıla kalmadan en yaratıcı iki deha (ressam – heykeltraş Umberto Boccioni ve mimar Antonio Sant’Elia) âşık oldukları makinalarca öldürüdüler. Geri kalanlarıysa Mussolini’nin çarklarında, geleceğin ölü eli tarafından öğütülüp, varlıklarını kültür fedaileri olarak sürdürebildiler ancak.
Türkiye’de modernizm tanzimat dönemi sonrası özellikle batılalaşma serüveni başlamış ve toplumsal tarihimize yansımıştır. Enis Batur, genel durumu şöyle özetliyor: “Tanzimat döneminin edebiyatçısı, Batılılaşma eğiliminin onda tuttuğu pay bir yana, modern- olanın getirip önüne konduğu başkalaşmış gerçekliği düpedüz anlayamamıştır. Servet-i Fünun’un bugün de en önemli kalemi sayılan Halid Ziya Uşaklıgil’in ‘Sanata Dair’ başlıklı dört cilde topladığı okumaları’nda Baudlaire, Rimbaud ve Mallerme’ye ayırdığı bölümler, onun modernliğe bakışını belirleyen muhafazakâr- gerici ‘Hachette ideolojisi’ni yansıtır.”
Modern türkçe şiirin kökenlerini Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’de bulmak mümkündür ama modern şiirin serüveni Nazım Hikmet ile başlıyor galiba. Başlangıçta Mayakovski’nin kırma dizelerle yazılmış ve o güne kadar benzerini görmediği şiirlerle karşılarşır ve ilginç bulur. Nazım Hikmet Mayakovski şiirlerini çok sonradan gördüğünü söylese de modern şiirin ilk örneği olan “Açların Gözbebekleri”ni yazar.
Buraya bir not daha düşüyorum: Nazım Hikmet o zamanlar rusca bilmediğini söyler ama elindeki Mayakovski’ye ait şiir nüshalarında dize kırma biçimini, biçim oyunlarını alır.
Değil birkaç
değil beş on
otuz milyon
aç
bizim!
(…)
Açlar dizilmiş açlar!
Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız
sıska cılız
eğri büğrü dallarıyla
eğri büğrü ağaçlar!
Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız
açlar dizilmiş açlar!
(…)
Bunlar!
Yürüyen parçaları
o kurak
toprakların!
Nazım; dizelerin kırılmasının yanısıra, kitaplarında değişik hurufat kullanarak, sadece biçimsel/sessel etkinin değil görsel etkininde peşinde olduğunu göstermiştir. Çünkü Fütürizm: Tipografi konusunda da gelenekten kopmuştur.
Buradayım Sözümde/ Ahmet Telli
Everest Yayınları, Deneme
Syf: 204.
