Birinci Tasnif: Damien prelüdü
Ocak 8, 2011
“Yorum yapılmasa daha iyi olacak. Maskeli baloya, her yıl cinsiyeti değişen sırtlan kılığında gelen ve walkman’inden Elton John’un Tonight’ı çalan yalıçapkınının karıncalanan saksafonunu üflemeden önce kesinlikle kayıp bir ülkenin kayıp diliyle okuduğu duada sözü edilen bilinçaltı müsveddelerinin bir aseksüel kahince temize çekildiği lacivert papirüslerin hazırlandığı atölyelerin çokca bulunduğu o kenar mahallede her gece sabaha kadar barakaların kapılarına romen rakamlarıyla kendince önemli olayların ve aşkların yaşandığı tarihleri yazan bilge delinin bir zamanlar tanışıp ölüm konusunda tartıştığı o anglasakson kültürünün bütün değerlerini idealistçe benimsemiş yaşlı eşcinselle vedalaştıkları gün çıkartıp verdiği kolyeyi bilge deliye armağan etmiş olan cüce marangozun yine cüceler için yaptığı tüm tabutları esrarengiz bir edayla şafaklarda gelip satın alan yabancının arabasına çeken nympha’ların azat belgelerini tereddütsüzce imzalayan Sahip Indie’nin herkesten gizlemeye çalıştığı sırrını, bundan önceki yaşamında kambur, çolak, kör, topal, sağır ve dilsiz bir haham oluşunu, paylaşabildigi ve tek gerçek dostu olarak gördüğü PythonCat’ın bu sırrı malikânenin bahçıvanı Cornea’ya açtığı gece bu ihaneti öğrendiği halde kimselere söylemeden malikâneyi terk eden kibar uşağın gider gitmez bir müzik kutusunda iş bulup yerleştiği kasabada 13,4 yılda yazdığı anılarını biraz da ısrar edildiğinden basan yayınevinin editörü, bu iyiliği ona yapmasının altında yatan gerçeği, annesinin o daha küçük bir çocukken, soğuk karlı bir yirmi beş nisan ikindisi onu evdeki merdivenlerden aşağıdaki kilere doğru iterek yuvarlandığını, bunu yaparken kesik kesik homurtular çıkardığını, gri gözbebeğini çevreleyen gözakının yavaş yavaş hakiye döndüğünü, uşağa söylememek için hemen gitmesi gerektiğini belirttiği, böylelikle ketumluğunu geçiştirdiği, rock konserinde çıkan kavgada yaralanan grubun başgitaristinin penalarını çaldığı dükkânda çalışan on dokuz yaşındaki Hsa, bir rüyasında karşılaştığı beyaz ama kirli atın dört nala koştuğu sahillere, bir çağdan bir yeni çağa geçildiği saatlerde vuran denizkızının kapalı elleri açıldığında ayalarında bulaşmış bulunan siyah yosunlardan yapılan uyuşturucuya insanlık adına kobay olarak ilk kez kullanılan Parkinson hastası Mr. Moonlight’ın bir türlü parayı denkleştirip de satın alamadığı motosikletin durduğu galeriyi gasp amacıyla basan sokak çetesinin reisi Damien’in ne Hermann Hesse’yle ne de İncil’le aslında ilişkisi olduğu, Damien’in helenik birtakım uzantılar taşıdığı, şifrelere ve mesajlara yakınlığı, parolayı hiç hatırlamadığı, bu sarmal metafizik göndermelerde özellikle İndie’nin kendi etrafında döndüğü koordinatları uykudayken yer yer sayıkladığı, saplantıların korunma altına alındığı, İndie / Damien / Hsa üçlüsünün tasvirsizliği, monoton kopukluklar ya da William Wilson’un çıkageldiği ve ağzında sıkı sıkıya tuttuğu Dunhill için ateş istediği, İndie’nin balbakışlarının medcezire uyduğu, Hsa’nın ayak bileklerini kestiği, Damien’in “Tanrı benim. Tanrıya inanıyorum.” diye düşündüğü, mabedin baştan aşağı sperme ve kana bulandığı, soluk boruları kopartılmış çakalların da menzili kısalttığı, Karo Valesi’nin Hayaleti’nin Damien’i korkuttuğu henüz herkesçe bilinmiyordu.”
Küçük İskender, Yirmi5april
Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2001, sf. 9 – 10
Tabu Sabahında Basın Toplantısı
Aralık 26, 2010
Köpük. Bunu düşünmeliyim. Arap sabunu.
Sabundan totemler yaptığımızı unutmadınız. Onlara verdiğimiz şekiller: cin’drella, bağırsak solucanı, rus bebeği, davy crockett, akvaryum antiseptiği, bakan penisi, cumhurbaşkanı, kağıt uçak, kadın tepsisi, otomobil kapısı fermuarı, ıslak senfoni, seksek balesi, pilli kukla, elektrikle çalışan dudak, organik tiyatro sahnesi, koltukaltı şampuanı, sperm konservesi, lire asılan bombalı pankart, çiçek berberi, muşamba tren, parmak kanseri, uçurtma kanadı, konsomatriks, seks bilinmeyenli denklem, surat mecmuası, tırnak bürosu, asimetrik öpüşme teknikleri bürosu, vantrilok kedi, depresif tutanaklar, şizoid seviciler için huzur evi, din konservatuarı, ritüel yakınlaşmalar kaynaklı televizyon programları, muhalif aşk cisimcikleri, kırmızı küçük çay fincanları, çukulata ceninler, geniz kabukları, mayıs çöreği (içine portakal reçeli konurdu), sünger satranç takımı, hıçkıran porsuk heykeli, arkeolojik bulgulara dayanan erkek topuk kemikleri, perukalar, tefler ve darbukalar, bir japon yeni, asfalt parçacıkları, mitokondri fosili, alkoloid salgılayan pırasa, düş dolgusu, pırlanta kalsiyumu.
Gemimiz batıp da biz aysberge tırmandığımızda akşam olmak üzere idi. Bana moby dick’i anlattınızdı. En az yedi kişiydiniz. O zamanlar gözlerim çok iriydi ve türkçe bilmiyordum. Bitkileri inceliyordum ben, turuncu atkım, ayağımda paletler. Madagaskar ve aşk çok uzaktı.
Kabilemi terkettim. Belden aşağım zenciydi, üstüm kızılderili. Moody blues’a gitmekteydim. Hamsterlarım da olacaktı. Elma büyüyecekti. İrem’in kapısına hamil gömülecekti.
Oysa benim suçum yoktu. Ra’yı salona alan teyzemdi. Antredeki şemsiyeye gizlenmiştim. Savunma mekanizmalarımı kimse öğrenmesin. Söz dizimi bozulsun. Şeytan kudursun. Ses, granitin öz suyudur. Freud, bütün çocuklar sapık doğar, diyor. Bunu biri anneme söylesin.
Şimdi seni telefonla manhattan’dan arıyorum.
Şimdi seni çok fazla özledim.
Sırtıma bir bıçak da saplı.
Köpük. Bunu düşünmeliyiz. Arap sabunu.
Küçük İskender, Şizofrengi, sayı 3., sf. 6
3 Haziran 1992, İstanbul
“düelloya davet etti tül, camı”
Mart 25, 2010
I.
Siyah girdabında akustik bir kötü ruh
Gibi duruyor önümde beliren şehrin
Tahta bavullarda kokmaya başlayan cesedi
Günahkâr çocukların mürşidi bir “bilinmez kudret”
Gibi soluk alıp verirken şeytanımın dört kollu pelerini,
Nüfuz ediyorum aklıma.
Belli, benim, karanlıkta soyunan enerjinin asıl sebebi.
(26 Haziran 1998, kibritkutusu)
II.
Bir ilkokul dağılır gibi döküyor yapraklarını ağaç
sonsuz cesedimle başbaşayım
bir mevsimin bir başka mevsime dönüştüğü o saklı kurra’da
Yarıda bırakılan bir roman gibi duruyor içimde cehennem
sivriliyorum
elinde tuttuğu saten kalemtıraşla açıyor beni ölüm
hizaya girmiş ruhlar önünde, hazırolda kalbim.
5 Kasım 1996 (Kıymık)
III.
Seslerde yuvalanır çatlak korku;
bir yabancıdan kaçarken tırmanılan yangın merdiveni
gibi yatmaktasındır yatakta yanımda
Tenine yapıştırılmış bir film afişiyim ben arkadaş
orada, dudaklarına yakın bir yerden
kestirme bir yol biliyorum önemli bir gerçeğe
mamafih, biz ölürüz
kısa bir özetimiz kalır dünyada
23 Kasım 1996 (Özel)
IV.
acy’a ve ay’ya..
Kıskanıyor güz bizi
Radiohead bazen çok sürüyor
vakti oldukça düşüşün ve emrivakinin;
Bir sürede su buluyoruz / suda suların fosilleri!
kişniyor plastik bedenlerimiz
evet, bu bir zombi sümbül vahdeti.
Protokol sırasına göre ölümde birinciyiz.
Yirminci yüzyıl (barut)
V.
Edip! hadisenin korkunç sebebindeki an ne..
dip! diyorsun ama, trajedinin boynundaki yaldız bir
ip! gidiyorsun kovulduğun cennetin meyvesine..
Edip! sürüklenişimizdeki muhteşem zen ne..
dip! diyorsun ama, rahimde peygamber dolanan
ip! kopmuyor bazı zamansız doğumlarda..
Edip! cazsever miydi senin soyadının aslı ne..
(maalesef28mayıs)
VI.
Yaşadığım her şehri yumruklar mutlaka içimdeki yosma
yüzüğündeki bir mührü basar gece
on beşinde adetten kesilmiş erkeklere
Tren restaurant’larında gece kadeh kadeh rakı ve akan görüntüler
ben görevini yerine getirmiş bir ajan gibi mağrur,
yorgun tatili hak etmiş bir hain.
Hem de kaşık kadar yüzü kalmışken yalnızlığın..
(11 nisan 1998, eskişehir)
VII.
Ben A yüzüyüm bir LP’nin..
A yüzü longplay’in : kaç şarkı sığar ki
kayıt yapılabilse bir adamın hayatına,
solist ölür ve üzgün silik bir backvokal bırakır ardında.
A yüzü longplay’in : baştan sonra cover aşk’larla
satış rekoru kırabilir mi heteroseksüel düzen
bir gülü mikrofon gibi kullanan gay’lerin yanında.
Ben pikabım: istek parça çalmayan gizli bir ruhum var bu dünyada.
(17 Temmuz 1998)
Küçük İskender, Bir Çift Siyah Deri Eldiven
Adam Yayınları, Şiir, sf. 18, 42, 47, 51, 67, 87, 103
Ehrimen
Ekim 27, 2008
Ehrimen nerede yaşıyorsun, saçlarını uzatıyor musun, kulağında küpeler var mı söyle, kabaetlerindeki çürükler geçti mi artık, sen transvesti olma sakın, beden eğitimi derslerinde şort-atlet giyme, beni tahrik etme, kulplu beygirden atlama, bana öyle bayılmış gülümseme bundan sonra ehrimen, başını omzuma dayama, şiirden söz etme, atkımı-gömleğimin yakasını böyle düzeltme Ehrimen; dudakların. dudaklarını dudaklarımdan uzak tut, onları hemen geri çekmelisin Ehrimen. (böyle mi başlamış) ali. oğlunu kesmeye teşebbüsten önce, onunla ensest ilişkiye girdi deme, allaha küfretme Ehrimen. Diğer öğrenciler bizimle alay ediyor. Hep kahkaha. Seni sevip sevmediğimi, aşık olup olmadığımı bana sorma Ehrimen. Tenini orama yakıştırma, Ehrimen ben seni öldürmeyeyim!… Haftasonu tatilinde seninle hiç-bir-yere gelmem Ehrimen. Israr etme. Sinemaya gelmem. Tiyatroya gelmem. Maça gelmem. Ben oyuna gelmem Ehrimen. Gece. Gece. Yatakhane. Tarçın ile cin. Gece gece. HAYIR! DOKUNMA! Gece. Gece. Sen çok güzelsin. Sen çok güzelsin. Bana darılma. Ben sana meğer tutkunmuşum Ehrimen.
Yüzüstü yat. Sırtına yazı yazacağım. Mısra yazacağım. Pürüzsüz deri üzerinde lirik. Terinde sümbül. Terinde yasemin.
Sırtüstü yat. Göğsüne resim yapacağım. Afiş yapacağım.
Pürüzsüz deri üzerinde under-ground. Terinde eroin, terinde hayal.
Sen çok güzelsin. Sen çok güzelsin. Ben sana tutkunum Ehrimen.
Çocukluğumu kimseye anlatmayacağım. O kız, kendini astı. Kötü şeyler yaptığımda babam taşaklarımı burardı. sızlamak istediğimde koşup secdeye geldiğim, domaldığım kutsalev. Çeşmesinde otuzbir çektiğim.
Okulun son günü, baban şevkatle sana sarıldığında, ben oradayken buna sinirlenip, seni ben tokatlayıp, şubat tatilinde bana getirdiğin bursa işi çakımı çıkartıp ben, baloncu balonlarını gökyüzüne kaçırırken,
Ehrimeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeen!
K. İskender, Dedem Beni Korkuttu Hikayeleri
Özgür Metin, Parantez Yayıncılık



